hayatı kolaylaştıran mucizeler

MEVLİT KANDİLİ

8/3/2009 • Kategori: HABER

MEVLİT KANDİLİ



PEYGAMBER EFENDİMİZ Sallallahu Aleyhi Wesellem'in DOĞUMU




Mîlâdın 571, Rebîülevel ayının 12.gecesi, (Nisan ayının 20.günü) Mekke ufukları ağarırken Peygamber Efendimiz, Hz.Muhammed-ül Mustafa Sallallâhü Aleyhi ve Sellem dünyâyı şereflendirdi. O'nun doğduğu sabah, âlem başka bir âlem oldu, cihan nurla doldu. Zirâ O'nun teşrifleri sıradan bir hâdise değildi. Bütün peygamberlerin geleceğini müjdelediği ins-ü cin'in ve melâikei kirâmın teşriflerini beklediği bir peygamberdi O.. Bu yüzden, geceler içinde benzeri yoktur. Kâinâtın en azametli hâdisesi bu gece vukûa gelmiştir. Bütün âlem bu geceyi bekliyordu.

Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem
'in babası Abdullah, az zaman önce vefât etmiş olduğundan, annesi Hz.Âmine hiç zahmet çekmeden dünyâya getirdiği bu nur topu çocuğu, dedesi Abdulmuttalib'e müjdeleyince, bahtiyar dede torununun doğumuna pek sevindi. Hemen bir ziyâfet vererek O'na isim koydu.

Kureyş uluları; "Bu ziyâfete sebep olan çocuğa ne isim koydun?" diye sorduklarında,

Abdulmuttalib; "Muhammed ismini verdim." dedi.

Onlar; "Ecdâdında olmayan bu ismi vermekten muradın nedir?" diye sorunca,

Abdulmuttalib; "Umarım ki O'nu yerde halk, ulvîlikler âleminde Hakk pek çok övecek" diye cevap verdi. (Zîra, Muhammed; «pek çok hamd-ü senâ olunmuş kimse» mânâsına gelmektedir.)

Peygamber Efendimiz'in doğduğu gece dünyâda fevkalâde hâdiseler oldu. Şöyle ki:

O devrin en büyük devleti Kisrâ'nın sarayında, mimarların mühendislerin yıkılmaz diye rapor verdiği ondört sütun çöktü.

Sâvâ gölü kurudu.

Mecûsîlerin uzun müddetten beri sönmeden yakıp tapındıkları ateşgedeleri söndü.

Müşriklerin Kâbe üzerine koymuş oldukları putlar devrilip kırıldı. Onların, hâşâ, Allah diye tapındıkları putları küp kırığına dönmüştü.

Bütün bunlar çok mühim bir şeye işâret ve beşâretti. Çünkü, Hak gelmiş, bâtıl zâil olmuştu. Hakkı telkin ve tebliğ edecek olan Kâinâtın Efendisi, Peygamberler Peygamberi, Fahri âlem, Muhammed'ül Mustafa (Sallallahu Aleyhi Wesellem
) doğmuştu.

Gerçekten ilerde İran'ın saltanatı yıkılacak, Bizans İmparatorluğu dağılacak, putperestlik sönecek, küfrün bataklığı kuruyacaktı

...




ESHAB'DA RASÛLÜLLAH Sallallahu Aleyhi Wesellem'in SEVGİSİ


Târih, Eshâbı Kirâm'ın Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem sevgisi gibi bir sevgi kaydetmemiştir. Şu hâdiseler bunu te'yid eder:

Mekkeliler İslam oldukları için Zeyd bîni Disne ve Habib bîni Adiyy'i öldürmek istemişlerdi. Zeyd (R.A.) tam öldürüleceği zaman Ebû Süfyan, O'na şöyle hitâb etti: "Şimdi senin yerinde Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem
)'in olmasını ister misin? Onun boynu vurulsun. Sen de âilenin yanına git!".

Zeyd şöyle cevap verdi: "Ben, âilemin yanında otururken, Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem
'in ayağına bir dikenin bile batmasına razı olmam".

Ebû Süfyan şöyle dedi: "İnsanlardan Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem)'in Eshâbı gibi Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem
)'i seven bir kavim görmedim."

Habib bîn-i Adiyy ise, öldürülürken şu şiiri okudu: "Madem ki Müslüman olarak öldürülüyorum, o halde ölüme hiç önem vermem. Benim mücâdelem, ne yönde olursa olsun, ancak Allah içindir. Eğer, Allah dilerse parçalanan her uzvu mübârek kılar."

İbni İshak'ın bildirdiğine göre; Ensar'dan bir kadın Uhut harbinde kocasını, babasını, kardeşlerini kaybeder. Yâni hepsi şehid olurlar. Bu durum kendisine duyurulunca, şöyle sorar: "Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem
nasıldır?".

Eshab derler ki: "Allah Rasûlü sıhhattedir."

"Bana gösterin, O'nu göreyim." dedi ve nihâyet gördü.

O'nun hayatta olduğunu görünce tatmin oldu ve şöyle dedi: "Bütün musîbetler, O hayatta olduğu için küçük sayılır."

Rasûlüllah'ın Sevban adında bir hizmetçisi vardı. Allah Rasûlü Sallallahu Aleyhi Wesellem'i
o kadar çok severdi ki O'na hiç sabredemezdi. Yâni, O'nsuz hiç yaşayamazdı.

Bir gün, Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e hüzün içinde, çok üzgün bir halde geldi. Rasûlüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem
O'na hâlini sordu.

Sevban şöyle cevap verdi: "Ey Allâh'ın Rasûlü! Hiçbir yerim ağrımıyor, yalnız sizi birkaç gündür göremedim. Size karşı içim doldu. Sizi çok özledim. Âhirette sizin yerinizin, ûlvi bir yer olması hasebiyle, orada sizden uzak kalacağımdan korktum. Ayrılık korkusu beni bu hâle düşürdü".

Bu esnâda, Allâhü Teâlâ şu âyeti indirdi: "Kim Allâh'a ve Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem'
e itâat ederse, işte onlar; Allâh'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle, iyi adamlarla beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır".

Bu Âyeti Kerîme gelince kederi gitti ve sıhhati eski hâline döndü.

Hz.Bilâl'ın ölümü yaklaşınca âilesi ve çocukları çok üzülüyorlardı ve üzüntülerini «Ne büyük felâket» diye açıklıyorlardı. Halbûki, Hz.Bilâl ise şöyle diyordu: "Ne güzel lûtuf. Yarın, Allâh'ın sevgilisi Muhammed (Sallallahu Aleyhi Wesellem
) ve O'nun Eshâbıyla beraber olacağım."

İmânın tatlılığı ve muhabbetin önemi hakkında Fahri Kâinât Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem
şöyle buyuruyorlar: "Üç şey kimde bulunursa, îmânın tadını tam olarak alır;

Allah ve O'nun Rasûlü'nü herşeyden daha fazla sevmek,

İnsanları ancak Allah için sevmek,

Cehenneme girmeği kötü gördüğü gibi küfre dönmeği de öyle kötü görmek."

Yarabbi bizlerin Rasülüllah Sallallahu Aleyhi Wesellem'e sevgisini ashabın sevgisi gibi kıl...(Amin)



***


Rebîu'l-Evvel



Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Wesellem) Efendimiz bu ayın 12'sinde dünyayı şereflendirmişleridir. Bu itibarla, senenin ilk kandili olan Velâdet kandili (Mevlid gecesi) bu ayın 12'nci gecesidir.


Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için bir tesbih namazı kılmalı..Bilen ehli için Hatmi Enbiya yapılmalıdır..


Bilmeyenler ise dua niyeti ile enbiyaların Hz.Adem Aleyhisselam,Hz.Eyyub Aleyhisselam,Hz.Yunus Aleyhisselam ve Hz.Peygamber Sallallahu Aleyhi Wesellem Efendimiz'in mübarek dualarını (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym)okuyabilirler...



Tesbih namazına niyet:

„Yâ Rabbî, niyet eyledim rızâ-i şerîfin için tesbih namazına. Yâ Rabbî, bu gece teşrifleriyle âlemleri nûra garkettiğin sevgili habîbin, başımızın tâcı Resûl-i Zîşân Efendimiz Sallallahu Aleyhi Wesellem
'in hürmetine ve bu geceki esrârın hürmetine ben âciz kulunu da afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Allâhü Ekber“




Bu gece ve bu ay içinde mümküm olduğu kadar salât-ü selâmı (Salât-ı Nâriye, Salât-ı Münciye ve Salât-ı Fethiye) çok okumalıdır. NETTEN ALINTI

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

MİRAC GECESİ

7/3/2009 • Kategori: HABER

Mirac gecesi

Sual: Mirac ne demektir, bu gecenin önemi nedir?
CEVAP
Mirac, merdiven demektir. Resulullah efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir. Recebin 27. gecesidir. İsra suresinin ilk âyet-i kerimesinde, Mirac bildirilmektedir.

Mutezile fırkası, Resulullah efendimizin bir anda, Cenneti, Cehennemi ve daha birçok yerleri gezip gelmesine akıl erdirememiş, “Miracı kabul etmek, Allah’a mekan ittihaz etmek olur” diyerek Miracı inkâr etmiştir. Allahü teâlâ, Hazret-i Musa ile Tur dağında konuşmuştur. Tur dağı Allahü teâlânın mekanı mıdır? Elbette değildir. Cennete giren müminler de Allahü teâlâyı görecektir. Cennet de Allahü teâlânın mekanı değildir. Allahü teâlâ mekandan münezzehtir.

Kavl-ül-fasl kitabında deniyor ki:
İsra suresinin ilk âyetinde, Allahü teâlâ, kudret ve azametinden nice acayip işlerden bazılarını göstermek için, Muhammed aleyhisselamı, Mekke'den Kudüs'e götürdüğünü bildiriyor. İsra kelimesi, rüya için kullanılmaz. Uyanık iken, gece yürümek manasına kullanılır. (Sana [Miracda] gösterdiğimiz temaşayı insanlar için bir fitne kıldık) âyetindeki fitne, imtihan demektir. İmtihan ise uyanıkken olur. Peygamber efendimizin anlattığı rüya olsaydı, hiç kimse tuhaf karşılamazdı. Hazret-i Ebu Bekir tasdik edip, yüksek derecelere kavuşmazdı. Resulullahın, Mekke'den Kudüs'e götürüldüğüne inanmayan kâfir olur. Göklere ve bilinmeyen yerlere götürüldüğüne inanmayan sapık olur. (Bahr)

Birkaç saniyede Mekke'den Kudüs'e götüren Allahü teâlâ, neden daha uzaklara götüremesin? Allah’ın kudretinden ancak kâfirler şüphe eder. Peygamber efendimiz Miracını özetle şöyle anlatıyor:

(Verilen Burak’a binip Beyt-ül-Makdis'e geldim. Onu, önceki Peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım, sonra Mescide girip orada iki rekat namaz kıldım. Sonra çıktım. Cebrail aleyhisselam bir kap şarap, bir kap da süt getirdi. Ben sütü seçtim. Cebrail, yaratılışa uygun olanı seçtin, dedi.

Sonra bizi birinci semaya çıkardı. Gök kapısında, “Sen kimsin” diye bir ses geldi. Ben Cebrail'im dedi. Yanındaki kim? dendi. Muhammed aleyhisselam dedi. O, Peygamber olarak gönderildi mi? dendi. Cebrail, evet dedi. Gök kapısı açıldı. Hazret-i Âdem ile karşılaştım. Bana merhaba diyerek hayır dua etti.

İkinci semaya çıktık. Yine orada da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Burada iki teyze oğlu İsa ve Yahya ile karşılaştım. Onlar da bana merhaba diyerek dua ettiler.

Üçüncü semaya çıktık. Bu kapıda da aynı konuşmalar geçti. Göğün kapısı açıldı. Orada Hazret-i Yusuf’u gördüm. O da bana dua etti.

Dördüncü semaya çıktık. Aynı sualler ve konuşmalar oldu. Kapı açıldı. Hazret-i İdris’i gördüm. O da bana dua etti.

Beşinci semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti. Kapı açıldı. Hazret-i Harun’u gördüm. O da bana dua etti. Altıncı semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar oldu ve kapı açıldı. Hazret-i Musa’yı gördüm. Bana merhaba diyerek dua etti.

Yedinci semaya çıktık. Yine aynı konuşmalar geçti ve kapı açıldı. Arkasını Beyt-ül-mamura dayamış Hazret-i İbrahim’i gördüm. O da bana dua etti. Beyt-ül-Mamur'u gördüm.

Sonra Hazret-i Cebrail beni Sidretü'l-Münteha'ya götürdü. Allahü teâlâ, günde elli vakit namaz farz kıldı. Hazret-i Musa'nın yanına geldim. Ona elli vakit namaz farz kılındığını bildirdim. Rabbinden azaltmasını iste. Ümmetin buna güç yetiremez. Ben tecrübe ettim, dedi.

Birkaç defa Rabbim ile Hazret-i Musa arasında gidip gelmeye devam ettim. Nihayet Rabbim buyurdu ki: "Ya Habibim, beş vakit namazı farz kıldım. Her vakit için on sevap vardır. Böylece elli vakit namaz olur.")
[Müslim]

Sual:
Mirac gecesini nasıl değerlendirmelidir?
CEVAP
Mirac gecesini ibadetle gündüzünü de oruçla geçirmelidir. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Bu gece iyi amel eden için yüz yıllık mükafat vardır.) [İ.Gazali, Ebu Musa el Medeni]
(Recebin 27. günü oruç tutana, 60 yıllık oruç sevabı verilir.) [İ.Gazali, Ebu Musa el Medeni]

Bu gece kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, dua, tevbe etmeli, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölülere de göndermelidir!

Her zaman doğru iman sahibi olmaya, farzları yapıp haramlardan kaçmaya, tevbe edip farz borçlarını ödemeye çalışmalıdır! Bütün bunları yapmak ise ilimle olur. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Geceleyin bir müddet ilim ile meşgul olmak, bütün gece sabaha kadar ibadet etmekten daha kıymetlidir.) [Ebu Nuaym]

Mirac aklın bittiği, imanın başladığı yerdir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Bir iş, ne kadar sıkıntı içinde olmuşsa, o kadar uzun ömürlü olur. Peygamber efendimiz, en çok sıkıntıyı ben çektim buyuruyor. O halde, hak olan dini de, kıyamete kadar sürecektir.

Âdem aleyhisselam, kupkuru bir dünyaya geldi, yüzyıllarca sıkıntı çekti. Sonra Peygamber efendimizin yüzü suyu hürmetine dua etti. (Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ) duasını devamlı okurdu. Sonra, iki evladından biri, diğerini öldürdü. Bir baba için ne zordur!

Nuh aleyhisselam 950 sene uğraştı, inanmadılar, çok eziyet ettiler. Döverlerdi, her seferinde öldü diye bırakırlardı. Cebrail aleyhisselam gelir, yaralarını sarardı, tekrar tebliğe başlardı. Sonra, Allahü teâlâ Ona gemi verdi.

İbrahim aleyhisselamı ateşe attılar, oğlunu kesme emri verildi ki, bu Allahü teâlânın halili ve peygamberi idi.

Musa aleyhisselam da çok çekti, doğduğu sene Firavun bütün erkek çocukları öldürdü. Senelerce çobanlık yaptı. Dönerlerken, hanımı hamile, zifiri karanlık, çaresiz... Bir ışık gördü, ışığa gitti. Orada Allahü teâlâ Onunla konuştu. Bu mirac değildi, mirac yalnız Peygamber efendimize verildi.

Musa aleyhisselam bir kişi gördü, etleri lime lime dökülmüş. Ya Rabbi, bunun günahı nedir ki, buna böyle cezaya uğramış dedi. Allahü teâlâ buyurdu ki, ya Musa ceza değil o, mükâfattır. O öyle yüksek makamlar istedi ki, o makamlara kavuşması için verildi.

Eyyüb aleyhisselamın kurtlanmadık yeri kalmamıştı. Yakup aleyhisselam ağlamaktan gözlerini kaybetti. Yusuf aleyhisselam; kuyuya atıldı. Bunlar kolay mı? Zekeriya aleyhisselam, ağacın içinde ağaçla birlikte testere ile kesildi. İsa aleyhisselam, 30 kadar kişiyi ikna edecek diye neler çekti. Öldürmeye çalıştılar.

Bunların hepsi peygamberdi. Neden bu kadar sıkıntı çektiler? Lâ ilâhe illallah dedikleri için...

Peygamber efendimiz, (Benim çektiğimi, hiçbir Peygamber çekmedi) buyuruyor.

Hazret-i Ebu Bekir de, neler çekti, kaç kere dövdüler! Hazret-i Ebu Bekir, herkesten önce iman etti, malını ve canını feda etti. Herkesin yaptığı bütün ibadetlerin sevabları, katlanarak Hazret-i Ebu Bekir’e, sonra da bir daha katlanarak, Peygamber efendimize verilmektedir. Hem kâinat, Onun hatırına yaratılmış, hem de, herkesin sevabları da, Ona verilmektedir.

Hazret-i Ömer, namaz kılarken şehit edildi, Hazret-i Osman, Kur’an-ı kerim okurken şehit edildi. Hazret-i Ali’nin çektikleri, hele Hazret-i Hüseyin’in başına gelenler...

Yani, Peygamber efendimizin varisleri de, çok çektiler. Ne için? La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah dedikleri için.

Dolayısıyla iman, inanmak çok zor, inandırmak daha zordur. İman, Allahü teâlânın, kullarına ihsan ettiği, özel nimetidir. İmanı olanlar, sevinçten oynasa, yeridir.

Allahü teâlâ, dünyayı verdiğine ahireti vermez. Hadis-i kudside, (İki korkuyu bir kalbde cem etmem) buyruluyor. Dünyada Allahü teâlâdan korkanlar ahirette korkmasın, dünyada korkmayanlar ahirette çok korksun.

Peygamber efendimiz, Ümmihani’ye miracı söyleyince, aman bunu kimseye anlatma, kimse inanmaz ve inananlar da vazgeçer dedi. Peygamber efendimiz de, (O halde anlatacağım, inanmayacak olan sonra da vazgeçer, çürük taşlar üzerine bina olmaz, ayrılacak olan şimdiden ayrılsın, sağlamları kalsın) buyurdu.

Akıl durdu, zaman durdu, her şey durdu, iman başladı. Çok hikmetler var...

Peygamber efendimizin, hiç yalan söylemediğini müşrikler de biliyordu. Derler ki, Cenneti, Cehennemi gidip gören var mı? Evet, var. Kim var? Hayatında hiç yalan söylememiş olan, Muhammed aleyhisselam var.

Her mübarek gece, kıymetlidir. Fakat mirac gecesinin ayrı bir özelliği vardır. Izdırap ve sevincin bir arada yaşandığı gecedir.

Peygamber efendimiz, bir ay Taif’te, İslamiyet’i anlattı, hiç kimse inanmadı, alay ettiler, çocuklara taşlattılar.

Üzüntülü bir şekilde dönerken, bir bağ kenarında oturup biraz istirahat etti. Addas adındaki, oradaki bağın bekçisi, üzüm getirdi. Peygamber efendimiz, Bismillahirrahmanirrahim deyince, Addas şaşırdı, bu sözü buralarda hiç duymadım dedi. Peygamber efendimiz, sen nerelisin diye sorunca Nineveliyim dedi. Kardeşim Yunus’un memleketindensin, o da benim gibi peygamberdi buyurdu. Addas, Yunus’u buralarda kimse bilmez, bu güzel yüzün, bu güzel sözlerin sahibi asla yalancı olamaz dedi ve iman etti. Ben de sizinle gelmek istiyorum dedi. Peygamber efendimiz ona, şimdi sen burada kal, yakında ismimi her yerde işitirsin, o zaman bana gel buyurdu. Bir ay kimse inanmadı, yolda dönerken bir kişi iman etti.

Gece, Ebu Talip’in mahallesinde amcasının kızı Ümmihani'nin evine geldi, aç amcan oğlu Muhammed’im buyurunca, Ümmihani, haber verseydiniz yiyecek bir şeyler hazırlardım, yedirecek bir şeyim yok dedi. Peygamber efendimiz, yiyecek içecek gözümde yok, Rabbime ibadet edecek bir yer bana yeter buyurdu.

Allahü teâlâ Cebrail aleyhisselama, Habibim bu halde gene bana yalvarıyor, çok üzüldü, onu ben teselli edeceğim, git Habibimi bana getir buyurdu.

Evvela, Mescid-i Aksa’ya geldiler, bütün peygamberlere imam oldu. Peygamber efendimiz gitti, Allahü teâlâyı bilinemeyen, anlaşılamayan şekilde, zamansız ve mekânsız olarak gördü. Yâ Rabbi, ümmetim için de bunu isterim dedi. İşte, beş vakit namaz, bize mirac olarak verildi.

Miracda ne hikmetler vardır! Namaz kılmayan, miracdan mahrumdur. 1400 senedir devam eden, başka bir olay yoktur. İşte mirac, 1400 senedir devam ediyor. Mirac, aklın bittiği, imanın başladığı yerdir. Mirac namazdır. Allahü teâlâ, namaz gibi bir nimeti insanlara ihsan etti. Namaz, Allah sevgisini arttırır, duanın kabulüne de sebeptir. Namaz varsa, hayat vardır. Namaz yoksa, hayat yoktur. Beş vakit namaz kılmaktan mahrum olan, her şeyden mahrumdur.

Gözsüz görmek
Sual:
Peygamber efendimiz Miraca çıkınca, Allahü teâlâyı gözsüz gördüğü, ses duyulmadan konuştuğu, kulaksız işittiği bildiriliyor. Gözsüz görmek, dilsiz konuşmak ve kulaksız işitmek nasıl mümkün oluyor?
CEVAP
Allahü teâlâ için imkânsız diye bir şey yoktur. Ana babasız çocuk olmaz, ama Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselamı ana babasız yarattı. İsa aleyhisselamı babasız yarattı. Nasıl yarattı diye sorulmaz. Her şeye kadir olan Allahü teâlâ için, böyle sual sormak uygun olmaz.

İnsan, rüya görür. Rüyasında gözü kapalı olduğu halde, çok şeyler görür, dili hareket etmediği halde rüyasında insanlarla konuşur. Yatakta yattığı halde bir yerlere gider gelir. Yanında yatan kimse, bir şey duymadığı halde o rüyada söylenilenleri duyar. Demek ki, gözsüz görülüyor, kulaksız işitiliyor, dilsiz konuşuluyor, ayaksız yürünüyor. Bu örnek size yetebilir.

Ezel ve ebed

Sual: Peygamber efendimiz, Miraca gidince, Cennet ve Cehennemdekileri gördü. Hâlbuki daha kıyamet kopmadı. Bunları nasıl gördü?
CEVAP
Bu konuda İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Resulullah, Mirac gecesinde zaman ve mekân dairesinden çıktı. Ezel ile ebedi, “bir an” olarak buldu. Başlangıcı ve sonu bir noktada birleşmiş gördü. Cennete gidecekleri Cennette gördü. (1/283)
alıntı

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

AKTÜTÜN KARAKOLUNA HAYİN SALDIRI YI TUĞGENERAL GÜLEK AÇIKLADI

11/1/2009 • Kategori: HABER

Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, bu sabah Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Genelkurmay'ın açıklaması

Hakkari ili Şemdinli ilçesi bölgesinde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü’nün batıdan emniyetini sağlayan Bayraktepe’deki unsurlarına karşı dün öğleden sonraki saatlerde bölücü terör örgütü tarafından Irak’ın kuzeyinde bulunan ağır silahlarının da desteği ile saldırı girişiminde bulunulmuştur.

Saldırıdan önce, bir jandarma özel harekat timi ile takviye edilen emniyet unsurlarının bulunduğu Bayraktepe Bölgesi’nde bir bölüğe yakın kuvvet bulunmaktaydı.

Ayrıca, bölge gelişmelere bağlı olarak bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğü ile de takviye edilmiştir. Çatışmanın başlamasından önce görüntü alınan bölgeler, topçu ve havanlarla ateş altına alınmış ve iki kol taarruz helikopterleri de bölgede görev almıştır.

Ayrıca, Aktütün Karakolu’na on kilometre mesafede Irak’ın kuzeyinde bir terörist grup tespit edilmiş ve bu terörist grup önce Hava Kuvvetleri, daha sonra topçu tarafından ateş altına alınmıştır.

Çatışmalar, akşam karanlığına kadar devam etmiştir. Çatışmalar esnasında bir astsubay, altı uzman erbaş, sekiz erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Zayiatın büyük kısmı, Irak’ın kuzeyinden yapılan ağır silah atışları nedeniyle meydana gelmiştir. Çatışmada yaralanan personel, tedavi edilmek üzere uçakla Ankara’ya getirilmektedir. İki uzman erbaş ile henüz temas kurulamamış olup bölgede arama faaliyetleri devam etmektedir.

Çatışmalar süresince, 23 terörist etkisiz hale getirilmiş olup Hava Kuvvetleri ve topçu ateşleri sonucunda etkisiz hale getirilen terörist miktarı henüz tespit edilememiştir.

Şehit olan personelimize Allah’tan rahmet, silah arkadaşlarına ve onların değerli ailelerine ve yüce milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurt içinde ve yurt dışında artan bir kararlılıkla devam edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Tuğgeneral Gürak'ın verdiği bilgiye göre, Hakkari'nin Şemdinli İlçesi Bölgesi'nde bulunan Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'nün batı yönünden güvenliğini sağlayan bir bölük askerin bulunduğu Bayraktepe Mevkii'ndeki birimlerine karşı, dün öğleden sonra kalabalık bir terörist grubu tarafından saldırı başlatıldı.

Irak'ın kuzeyinde bulunan teröristler ağır silahlarla saldırı girişiminde bulundu. Saldırı yapılan bölgede jandarma özel harekat timi kaydırılırken, bölgenin güvenliğini sağlayan timlerin bulunduğu Bayraktepe bölgesine saldırı sürerken, bir jandarma özel harekat bölüğü ve bir komando bölüğü de takviye olarak gönderildi.

Tuğgeneral Metin Gürak, PKK saldırısından önce ‘Görüntü alınarak' yerleri tespit edilen teröristlerin bulunduğu bölgelerin top ve havan ateşine tutulduğunu, ayrıca 2 kol taarruz helikopterlerinin de bölgede görev aldığını belirterek şöyle devam etti:

UÇAKLAR DA BOMBALADI

“Aktütün Karakolu'na 10 kilometre mesafede Irak'ın kuzeyinde bir terörist grup tespit edilmiş olup ve bu terörist grup önce Hava Kuvvetleri, daha sonra topçu tarafından ateş altına alınmıştır. Çatışmalar akşam karanlığına kadar devam etmiştir. Çatışmalar esnasında 1 astsubay, 6 uzman erbaş, 8 erbaş ve er olmak üzere 15 güvenlik görevlisi şehit olmuştur. Zayiatın büyük kısmı, Irak'ın kuzeyinden yapılan ağır silah atışları nedeniyle meydana gelmiştir. Çatışmada yaralanan personel tedavi edilmek üzere uçakla Ankara'ya getirilmektedir. 2 uzman erbaş ile henüz temas kurulamamış olup, bölgede arama faaliyetleri devam etmektedir. Çatışmalar süresince 23 terörist etkisiz hale getirilmiş olup, Hava Kuvvetleri ve topçu ateşleri sonucunda etkisiz hale getirilen terörist miktarı henüz tespit edilememiştir.”

“KARARLILIKLA DEVAM EDİLECEK”

Tuğgeneral Gürak, bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurt içi ve dışında artan kararlılıkla devam edileceğini vurgularken şehitlere Allah'tan rahmet diledi. Tuğgeneral Metin Gürak, “Şehit olan personelimize Allah’tan rahmet, silah arkadaşlarına ve onların değerli ailelerine, yüce milletimize başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Bölücü terör örgütü ile mücadeleye, yurt içinde ve yurt dışında artan kararlılıkla devam edilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır” diye konuştu.

Tuğgeneral Gürak, yaralı askerlerin tam sayısı hakkında açıklama yapmazken, bir soru üzerine 2 personelin ağır yaralı olduğunu, bölgede arama tarama faaliyetlerinin devam ettiğini ekledi.

Takviye edilen güvenlik güçleri sınır bölgesini karış karış tararken, Aktütün Köyü'ne giriş ve çıkışlar yasaklandı.

YARALANAN 6 ASKER, AMBULANS UÇAKLA ANKARA'YA GÖNDERİLDİ

 

Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne düzenlenen saldırıda yaralanan 6 asker, ambulans uçakla Ankara'ya gönderildi.

Alınan bilgiye göre, terör örgütü PKK üyelerince Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne düzenlenen saldırıda yaralanan askerlerden sağlık durumu ciddi olan 6'sı, Hakkari Asker Hastanesi ve Yüksekova Devlet Hastanesindeki ilk müdahalenin ardından helikopterle Van'a getirildi.

Van Askeri Hastanesinde tedavi altına alınan ve geceyi burada geçiren yaralı askerlerin sağlık durumunda iyileşme gözlenmeyince Genelkurmay Başkanlığınca Van'a ambulans uçak gönderildi.

http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/kim_nededi.gifSabah saatlerinde Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Helikopter Filo Komutanlığına inen ambulans uçak, yaralı askerleri alarak Ankara'ya hareket etti.

Yaralı askerlerin tedavisine Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde devam edileceği belirtildi.

Bu arada, terör örgütü PKK üyelerince Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne düzenlenen saldırının ardından bölgeye Jandarma Özel Harekat timi ve komandolardan oluşan çok sayıda takviye kuvvet gönderildiği, operasyonların helikopterlerle de desteklendiği bildirildi.

Mayıs ayında da saldırmışlardı

http://dosyalar.hurriyet.com.tr/haber_resim/iste_obolge.jpgŞemdinli'deki Aktütün Karakolu'na geçen Mayıs ayında gece 150-200 kişilik grupla iki koldan saldırı düzenlenmişti. Çatışmada 19 PKK'lı ölü ele geçirilirken toplam 6 güvenlik görevlisi şehit oldu. Çatışmalara havadan uçaklar ve helikopterler destek vermişti. Karakolun köy yakınında olması nedeniyle teröristlerin açtığı ateş sırasında köylülerden de yaralananlar oldu. Teröristler tarafından atılan roketin köye isabet etmesi sonucu köylülerden 13 yaşındaki Fikret Özer ile 30 yaşındaki Harbi Gezerer yaralandı.

16 YIL ÖNCEKİ BASKIN

Aktütün Karakolu’na 16 yıl önce de PKK tarafından baskın düzenlenmişti. Irak’taki kamplardan gelen 500 kadar terörist, 100 kişilik karakola RPG-7 roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırmış 22 asker şehit olmuştu.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Memurlar 3 yıllığına önemli 5 ayrıcalık kazandı...

11/1/2009 • Kategori: HABER

Sağlıkta memura 5 kıyak!

1 Ekim'de yürürlüğe giren sosyal güvenlik reformuyla birlikte, aslında 70 milyonun tamamı Genel Sağlık Sigortalısı oldu. Ancak memurlarla ilgili bürokratik işlemler yetişmediği için, memurların diğer vatandaşlarla aynı hükümlere tabi olmaları 3 yıl ertelenmiş oldu. Böylece memurlar nüfusun geri kalanına göre 5 önemli ayrıcalığı en azından üç yıllığına elde etmiş oldu.

Bu üç yıllık süre zarfında memurlar SGK'nın Sağlık Uygulama Tebliği'ne değil, Maliye Bakanlığı Tebliği'ne göre sağlık hizmeti alacaklar. Buna göre memurların avantajları;

1-Memur, katılım payı ödemeyecek!

Memurların dışındaki tüm nüfus, 1 Ekim itibariyle her muayene oluşlarında ilaç ve muayene farkına ilave olarak, devlet hastanelerinde muayene olurlarsa 3 YTL, eğitim-araştırma hastanelerinde 4 YTL, üniversite hastanelerinde 6 YTL ve özel hastanelerde 10 YTL katılım payı ödeyecekler. Bu katılım payları hastalardan eczanelerce tahsil edilecek. Memurlar ise katılım paylarının hiçbirisini ödemeyecekler.

2-Memur eş ve çocukları sevk zincirine tabi değil!

SGK'nın Sağlık Uygulama Tebliği'ne göre, memurların dışındaki sigortalılar sevk zincirinin uygulandığı illerde hastanelere doğrudan başvuramayacak. Ancak memurlar sadece kendileri için kurum tabibinden sevk alırken, memurun aile bireyleri doğrudan hastanelere başvurabilecek. Memurların dışındaki sigortalılar, sevk uygulaması olan illerde doğrudan hastaneye başvurursa SGK bunların sağlık giderlerini karşılamayacak. Oysa memurun eş ve çocukları için böyle bir sınırlama bulunmuyor.

3-Memura tüp bebek kolaylığı!

Memurların dışındaki sigortalıların tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmak istemeleri durumunda sağlıkla ilgili koşullara ilaveten; - Kadının 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olması, - Kadının kendisinin ya da eşinin en az 5 yıl sigortalı olması veya 900 gün prim ödemiş olması. Gibi şartların oluşmuş olması gerekiyor. Oysa memurlar tüp bebek sahibi olmak isterse 5 yıl ve 900 gün prim günü şartı bulunmuyor. Ayrıca diğer vatandaşlar için 39 olan üst yaş sınırı memurlarda 40 olarak uygulanacak.

4-Memurun yatak ücreti 2007 fiyatından!

Sağlık Uygulama Tebliğine göre, memurların dışındaki nüfus, hastanede yatarsa yatak ücretini 2008 yılı fiyatlarına göre ödeyecek. Memurlar ise hastanelerde, yine Maliye Bakanlığı Tebliğine göre 2007 yılı fiyatları ile yatacaklar. Buna göre memurların dışındaki hastaların ödeyeceği yatak farkı da daha yüksek olacak.

5-Memurun aile hekimine gitmesi zorunlu değil!

Sağlıkta dönüşüm projesi kapsamında geliştirilen aile hekimliği önümüzdeki ay ve yıllarda tüm ülkeye yaygınlaştırılacak. Bu kapsamda 1 Kasım itibariyle, aile hekimliğinin uygulandığı illerde sigortalıların önce aile hekiminden sevk almaları gerekecek. Memurlar ise en azından 3 yıl süreyle aile hekimine gitmek zorunda değiller. Memurun kendisi sadece kurum tabibinin sevkiyle, eş ve çocukları ise doğrudan hastanelere gidecekler.

Bizzat sayın Başbakan'ın ve Faruk Çelik'in, tüm nüfusun sağlıkta eşitlenmesi yönündeki hassasiyetini biliyoruz. Bu anlamda SGK'nın da altyapısı ve donanımı müsait. Ancak pek çok kamu kurumunun bilgi işlem ve insan kaynağı yapısı, memurların işlemlerinin de SGK'ya devrine müsait değil. Anlayacağınız hakta ve mükellefiyette eşitlik için gerekli irade mevcut, fakat mevzuat ve bürokrasi üç yıl geriden geliyor. Okur sorularını cevaplamaya yarınki yazımızda devam edeceğiz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

DUBAİ

20/10/2008 • Kategori: HABER

Dubai...
Birleşik Arap Emirlikleri'nin ikinci büyük şehri ama, ülkeyi oluşturan 7 emirlik arasında ilk onun adı akla geliyor.
Bütün dünya buraya, çölün ortasına sadece bir tek amaç için geliyor öncelikle. Vergisiz alışveriş yapmanın keyfini yaşamak için.
Koltuklarınıza kurulun, kendinizi Dubai'nin başka hiçbir yerde bulamayıcağınız, en gizemli ve faydalı bilgileriyle başbaşa bırakın.
İyi geziler.

Dubai, Birleşik Arap Emirliklerini oluşturan 7 emirlikten birisi. Ülkenin en büyük emirliği, kalbi sayılabilecek bir emirlik.

Buraya bireysel olarak gidecekseniz, yani organize turlarla gitmeyecekseniz, en iyi yöntem Türk Hava Yolları'nın uçaklarıyla gitmek. Ayrıntılı bilgi için burayı tıklayınız.

Ayrıca bir başka alternatif ise, belki en iyisi turlara katılarak gitmek. Çünkü bu şekilde giderseniz, uçak bileti ve otel fiyatları çok uyguna geliyor. Turun bu imkanlarından faydalanıp, sonra da alışveriş yerlerini ve ilginç yerleri sitemizden alacağınız bilgiyle kendiniz rahatlıkla gezebilirsiniz.
PEKİ VİZE DURUMU NASIL!

Birleşik Arap Emirlikleri, Türk vatandaşlarına vize uyguluyor. Ama durun hemen korkmayın. Saatlerce öyle vize kuyruklarında beklemiyorsunuz.
İlk olarak Türkiye'den de vize alarak Dubai'ye gidebilirsiniz. Ama vize alırken en önemli ayrıntı, Dubai'de bir otelde rezervasyonunuzun yapılmış olması isteniyor.
Bu işlem ise günümüzde çok da zor değil. İnternet sayesinde bir gün içinde Dubai'de kesenize göre bir otelde rezervasyon yaptırabiliyorsunuz.

Diyelim Türkiye'den vize alamadınız. Yine de Dubai'ye gitmek istiyorsunuz. Merak etmeyin. Bunun da alternatif yolları var. Emirates Havayolları ile Dubai bağlantılı bir seferde Uzakdoğu'ya yolculuk yapıyorsanız, havayolu şirketi size kefil oluyor. Dubai için özel paket programları bile var. Emirates ile uçarsanız otel fiyatı çok düşük rakamlara geliyor. Vize işlemlerini de onlar hallediyor.Eğer Dubai'ye otel rezervasyonu yaptırırsanız Türkiye'den vize için hiç beklemeyin. Gideceğiniz otelin rezervasyon teyidini ve yetkilisinin telefon numarasını alın. Dubai havalimanına inince, pasaport polisi önüne kadar gidin. Pasaport kontrolü öncesinde gideceğiniz salonda, otel rezervasyonu yapanların karşılandığı bankolar göreceksiniz.

Hatta yanınızda rezervasyon teyid kağıdı yoksa, rezervasyon yapanların isimlerini biliyorsanız ücretsiz olarak kalacağınız oteli arayıp, rezervasyon teyidi kağıdını alana fakslatıyorsunuz. Dubai Emirliği bunun içni özel görevliler ayırmış. Deskler olusturmuş.Dubai'de şehir içni telefon görüşmeleri ücretsiz.
Sonra da bununla pasaport bölümüne gidiyorsunuz. Otel rezervasyonunu kontrol eden görevli size orada kalacağınız günler için gerekli olan vizeyi sorgu sual olmadan veriyor.

HAVALİMANINDAN ŞEHRE GİDİŞ.

Havalimanından şehre gidiş için ideal ve uygun olanı, terminal dışında otobüsler var. 3 dirhem tutuyor. Yani bir dolardan bile az. Çok sık olarak kalkıyor ve şehrin hemen her yerine gidiyor.

Havalimanından taksiye binmek isterseniz açılış 30 dirhemden başlıyor. Şehir içinde ise açılış, 3 dirhem. Daha sonra da kilometre başına belirlenen ücreti ödüyorsunuz.

Dubai'de yaşayanların sadece yüzde 20'si kendi ülkesinin vatandaşı. Gerisi ülkeye gelen yabancılardan oluşuyor. Hintli sayısı yüzde 55. Ülkede o kadar çok Hint kökenli insan var mi, hükümet artık Hintlilere oturma izni vermiyor.

Hayat yaz aylarında tamamen kapalı mekanlarda geçiyor. Çünkü sıcaklık ve nem ikisi birden insanı perişan ediyor. Dış mekanlarda özellikle, temmuz, ağustos aylarında yürümek mümkün değil.

Ülkenin ve Dubai'nin yol ağı çok iyi durumda. Her yerde tabelalar var. Yol kaybetmeniz diye bir şey söz konusu değil. Çöl ortasında petrol, ticaret ve diğer gelirlerle olabildiğinde yeşil modern bir şehir ortaya çıkarmışlar.


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Türkiye, Aktütün şehitlerini uğurladı

7/10/2008 • Kategori: HABER

 Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'na terör örgütünce düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Hasan Aygör'ün cenazesi, Kırıkkale'nin Keskin ilçesi Armutlu köyünde toprağa verildi.

Cenaze törenine, şehit Aygör'ün ailesi, yakınları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç, Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ile çok sayıda vatandaş katıldı. Törende, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Şehit Aygör'ün cenaze namazı, çevre köylerden gelen vatandaşların da katılımıyla köy meydanında kılındı. Namazının ardından şehidin cenazesi askerlerin omuzunda köy mezarlığına getirildi.

Türk bayrakları taşıyan vatandaşlar, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” şeklinde slogan attı.

Başbakan Erdoğan, bakanlar ve kuvvet komutanları, şehidin yakınlarına başsağlığı diledi.

Şehit Jandarma Uzman Çavuş Hasan Aygör, köy mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi.

CENAZEDEN NOTLAR

Şehit Aygör'ün cenazesi Kırıkkale'deki Çallıöz mahallesindeki evinden ambulans içinde uzun araç konvoyuyla köyüne getirildi. Cenazenin ambulanstan indirilmesi sırasında şehit Aygör'ün yakınları fenalık geçirdi. Cenaze, tören alanına getirilirken, Türk bayrakları taşıyan vatandaşlar, terör örgütünü lanetleyen ve Mehmetçiği destekleyen slogan attı. Tören alanına gelen Aygör'ün ailesi, Türk bayrağına sarılı tabutun başında uzun süre gözyaşı döktü.

Şehidin cenazesi köy mezarlığında toprağa verildikten sonra mezar başında askerler saygı atışında bulundu.

DTP'Yİ PROTESTO

Şehidin cenazesinin toprağa verilmesinin ardından bazı vatandaşlar DTP'ye tepki gösterdi. Vatandaşlar, köy mezarlığından ayrılan MHP Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş'a, “Meclis'ten PKK'lıları atın, bitsin artık” diye seslendi. Cenazenin ardından bir başka vatandaş da kalabalığa doğru “Öcalan'ı içerde beslemeyin, asın bunu” diye bağırdı.

 

 

İKİ ŞEHİT İSTANBUL'DA BİRLİKTE UĞURLANIYOR

Hakkari Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne yönelik terörist saldırı sonucu şehit olan askerler son yolculuğuna uğurlanıyor. Yurdun farklı noktalarında cenaze törenleri düzenleniyor. İki silah arkadaşının da cenaze namazı İstanbul'da kılınacak.

Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü'ne terör örgütünce düzenlenen saldırıda şehit olan Jandarma erler Çağlar Mengü ve Oktay Karakelle'nin cenaze namazları Maltepe Yusuf Ziya Üçüncü Camii'nde kılınacak. Cenaze törenine şehitlerin aileleri ve yakınlarının yanısıra çok sayıda vatandaş katılıyor. Yağan yağmura rağmen camiye gelen çok sayıda vatandaş şehitler için saf tuttu.

Kılınacak namazın ardından, Çağlar Mengü'nün cenazesi Karacaahmet Mezarlığı'na, Oktay Karakelle'nin cenazesi ise Kartal Soğanlık Mezarlığı'na defnedilecek.

 

ANTALYA ŞEHİDİNİ UĞURLUYOR

Aktütün karakoluna düzenlenen hain saldırıda şehit olan 15 askerden biri olan piyade komando er Ramazan Yeşil için Serik'te düzenlenen cenaze törenine binlerce kişi katıldı. PKK terör örgütünün sözde bayrağı ve terörist Abdullah Öcalan'ın posteri yakıldı.

 

Aktütün karakoluna uzun namlulu silahlarla düzenlenen saldırıdan dolayı Serik'te düzenlenen cenaze töreninde öfke hakim. Serik İlçe Jandarma Komutanlığı önünde toplanan binlerce kişi PKK terör örgütünün sözde bayrağını ve terörist Abdullah Öcalan'ın posterini yaktı.

Şehidini bekleyen binlerce kişi, "Meclis'te PKK istemiyoruz", "Kahrolsun PKK", "Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez" sloganı atarak tepkilerini gösteriyor.

 

ŞEHİT İLHAN KÜÇÜKSOLAK GEBZE'DE SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIYOR

 

Hakkari'nin Şemdinli ilçesindeki Aktütün Karakolu'na teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit düşen Jandarma Komando Çavuş İlhan Küçüksolak, Kocaeli'nin Gebze ilçesinde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlanıyor.

Şehit Jandarma Komando Çavuş İlhan Küçüksolak'ın cenazesi, Çayırova beldesindeki evine getirildi. Şehidin evinin önünde düzenlenen törende gözyaşları sel olurken, toplanan kalabalık 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganları attı.

 

Cenaze, daha sonra ambulansla Gebze Mustafa Paşa Camii'ne getirildi. Cami bahçesinde oğlunun fotoğrafına sarılan anne Kadriye Küçüksolak, tabutun başından ayrılmadı.

 

Oğlunun tabutunu bırakmak istemeyen şehit annesini bir astsubay güçlükle ikna edebildi. Törene Kocaeli Valisi Gökhan Sözer, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosanoğlu, Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi, MHP Kocaeli Milletvekili Cumali Durmuş ve çok sayıda vatandaş katıldı. Korgeneral Mendi, ailenin yanına giderek baş sağlığı diledi.

 

ŞEHİT UZMAN ÇAVUŞ GÖZYAŞLARIYLA SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

 

Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Aktütün Karakolu'na düzenlenen terörist saldırıda şehit düşen Jandarma Uzman Çavuş Selçuk Can'ın cenazesi, Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde toprağa verildi.

20 gün önce şehit olan kapı komşusu ve çocukluk arkadaşı Uzman Çavuş Yakup Ceylan ile aynı kaderi paylaşan Uzman Çavuş Selçuk Can için Merkez Camisi'nde tören düzenlendi.

Cenaze töreninde 5 yaşında Buse adında bir kızı bulunan şehidin 2 aylık hamile eşi Ayşe, annesi Ayşe, babası İbrahim Can ve kız kardeşi Emine Özdemir ile akrabaları gözyaşlarına boğuldu. 1985 yılından bu yana 28. şehidini veren Düziçililer, törende "Kahrolsun PKK", "Şehitler ölmez vatan bölünmez" şeklinde sloganlar attı.

Cenaze namazının kılınmasından sonra tabutu omuzlara alınan şehidin naaşı, Çamiçi Şehitliği'nde toprağa verildi.

 

CENAZEDE "TÜRK-KÜRT KARDEŞTİR" SLOGANLARI ATILDI

 

Hakkari Aktütün Jandarma Sınır Birliği'ne yapılan saldırı sonucu şehit düşen Davut İlbaş Siirt'te toprağa verildi. Yaklaşık on bin kişinin katıldığı cenaze töreninde bölücü terör örgütü aleyhine sloganlar atıldı.

Şehit Davut İlbaş için Merkez Çarşı Camisi'nde bir tören düzenlendi. Törene Vali Necati Şentürk, Siirt 3.Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Tuğg.Özhan Ayaş, Belediye Başkanı Mervan Gül ve yaklaşık on bin kişinin katıldı.

 

Törende bir konuşma yapan Topçu Yüzb. Bayram Bozkurt, şehidin aziz hatırasının gönüllerine nakşedildiğini belirtti. Saygı duruşunun ardından cenaze namazı kılındı.

Cami avlusunda fenalık geçiren Şehidin Babası Süleyman ve daha önce Şırnakta askerlik yaptığı öğrenilen ağabeyi Ahmet, Vali Necati Şentürk ile Siirt 3.Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Özhan Ayaş tarafından teselli edildi. Vali Şentürk, Şehidin babası Süleyman İlbaş'a "Bir evladını kaybettin ama bu gün bir milyon Mehmetçik senin evladındır, artık" dedi.

Camiden çıkarılan cenaze, bayraklı kortej grubu ile birlikte Aydınlar yolu üzerinde bulunan Zevye Mezarlığına götürüldü. Yol boyunca Kur-an'ı Kerim okunarak, tekbir getirildi. Terör örgütünü lanetleyen on binlerce Siirtli "Türk Kürt Kardeştir, Kahrolsun PKK, Şehitler Ölmez" sloganları attı.

Mezarlığa gelen Şehidin Annesi Dere ve eşi Asime İlbaş'ı yakınları teselli etmekte güçlük çekti. Fenalık geçiren şehidin Eşi Asime İlbaş, kardeşleri Aysel ve Leyla İlbaş ile bazı yakınları hastaneye kaldırıldı. Şehit

eşi Asime İlbaş, Kürtçe "Şehidimizin mekanı cennet olsun, Bütün şehitlere kurban olayım" şeklinde ağıtlar yaktı.

Mezarlık çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındığı ve frekans kesici araçların konuşlandırıldığı görülürken cenazeye CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın adına çelenk gönderildi.

 

ESKİŞEHİR'DEKİ TÖRENE GÜL DE KATILDI

 

Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde düzenlenen saldırıda şehit olan Astsubay Çavuş Hasan Önal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de katıldığı cenaze töreninin ardından, binlerce Eskişehirlinin gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı.

 

Şehit Astsubay Önal için, Reşadiye Camii'nde ikindi namazına müteakip bir cenaze töreni düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın yanı sıra binlerce Eskişehirli katıldı. Terörü kınayan Eskişehir esnafı, dükkanlarına vatandaşlar ise evlerinin balkonlarını Türk bayraklarıyla donattı.

 

Sabahın erken saatlerinde cami önünde toplanan yaklaşık 10 bin kişi, şehide son vazifeyi yaptı. Vatandaşlar, "Kahrolsun PKK", "Şehidim hakkını helal et bize" şeklinde sloganlar atarken, "Teröre lanet olsun", "Şehitler ölmez" yazılı pankartlar açtı.

 

Şehidin babası Durmuş Ali Önal metanetini korumaya çalışırken, annesi Fatma Önal gözyaşlarına boğuldu. Şehidin ablasının da, "Hepimiz Hasan'ız, Hasan olduk" demesi herkesin yüreğini dağladı.

 

Şehidin 10 yaşındaki yeğeni Kubilay'ın feryatları herkesi ağlattı. Amcasının tabutuna sarılmak isteyen Kubilay, "Nasıl öldün. Nasıl bizi bıraktın gittin" diyerek feryat etti.

 

Cenaze töreninde polis ve askeri görevliler, geniş güvenlik tedbiri aldı. Camiye gelen vatandaşların üzeri didik didik arandı. Şehit astsubayın tabutu askerlerin omuzları üzerinde taşınıp top arabasına konuldu.

 

ERZURUMLU ŞEHİT SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

Erzurumlu şehit uzman çavuş Cahit Yıldırım, Karskapı Askeri Şehitliği'nde düzenlenen törenle gözyaşları içinde toprağa verildi. Şehit Uzman Çavuş Yıldırım'ın kızı Senasu, babasının cenazesini "baba, baba" diye ağlayarak son yolculuğuna uğurladı.

Lalapaşa Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından yaklaşık 50 bin kişilik vatandaş topluluğu eşliğinde Karskapı Şehitliğine getirilen Şehit Uzman Çavuş Cahit Yıldırım'ın cenazesi, gözyaşları eşliğinde dualarla toprağa verildi. Cenazenin şehitliğe götürülüşü sırasında vatandaşlar yolda sık sık durarak saygı duruşunda bulunup, terör örgütü aleyhine sloganlar attılar.

Şehit Yıldırım'ın kızı Senasu Yıldırım'ın cenazesinin ardından 'baba, baba' diyerek ağlaması cenazeye katılanları duygulandırdı. 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Tevfik Özkılıç, şehidin ailesine Yıldırım'ın resmini ve Türk Bayrağı hediye etti. Cenaze daha sonra gözyaşları arasında toprağa verildi. Cenazenin toprağa verilmesinden sonra Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile beraberindekiler Şehit Yıldırım'ın ailesine baş sağlığı diledi.

 

 

ARTVİN ŞEHİDİNİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLADI

Hakkari Aktütün Jandarma Karakolu'na düzenlenen saldırıda şehit düşen askerlerden jandarma er Muhammet Aydemir, bugün memleketi Artvin'in Borçka ilçesinde toprağa verildi.

Borçka Merkez Camii'nde ikindi namazı sonrası kılınan cenaze namazı öncesinde şehit er için bir tören düzenlendi. Törene 25. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Cengiz Demirci, Artvin Vali Vekili Mustafa Altıpınar, İl Jandarma ve Garnizon Komutanı Albay Mustafa Erdem, AK Parti Artvin Milletvekili Ertekin Çolak, CHP Milletvekili Metin Arifağaoğlu, Borçka Belediye Başkanı Oral Küçük ile 5 bin kişi katıldı.

Şehit jandarma er Muhammet Aydemir'in tören alanına getirilen tabutuna sarılan annesi Nazmiye hanım ve eşi Fatma Aydemir uzun süre gözyaşı döktü.

Şehit askerin, çocuğuna şehit olan arkadaşı Mert'in ismini koyduğu ve hiç görmediği 40 günlük bebeği tabutunun başına getirildi. Bu sırada çok sayıda kişi gözyaşlarına hakim olamadı. Tören sonrası Borçka Merkez Camii'nde ikindi namazı sonrası cenaze namazı kılındı.

Namaz sonrası şehit erin cenazesi askerlerin omuzlarında taşınırken "Şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganları atıldı. Şehit Muhammet Aydemir, Kaynarca köyündeki aile mezarlığında toprağa verilmek üzere cenaze arabasıyla köye götürüldü.

 

 

DENİZLİ 138. ŞEHİDİNİ GÖZYAŞLARIYLA UĞURLADI

Denizlili şehit er Halil İbrahim Arılık gözyaşları arasında son yolculuğuna uğurlandı. Hakkari'nin Şemdinli İlçesi Aktütün Karakolu'na terör örgütü tarafından düzenlenen saldırıda şehit olan Denizlili Piyade Komando Er Halil İbrahim Arılık'ın cenaze töreninde gözyaşları sel oldu. Delikliçınar Yeni Cami'de yapılan cenaze törenine Denizli Vali Yardımcısı Mehmet Çapraz, Aydın Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Faik Canbolat, 11. Motorize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ergüder Topbaş, AK Parti Denizli milletvekilleri Mehmet Yüksel, Mithat Ekici, Mehmet Salih Erdoğan, DSP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Macit, Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, askeri ve sivil erkan ile binlerce kişi katıldı. Askeri hastaneden alınarak törenin yapılacağı camiye getirilen Şehit Halil İbrahim Arılık için öğle namazını müteakiben cenaze namazı kılındı. Denizli Müftüsü Mehmet Köse tarafından kıldırılan cenaze namazında şehitler için dua edildi. Denizli'nin 138.şehidi olan Halil İbrahim Arılık'ın naaşı daha sonra askerler tarafından omuza alınarak top arabasına kadar taşındı. Bu sırada binlerce vatandaş teröre lanet yağdırırken, cenazenin üzerine karanfil attı. Şehit annesi Elif Ayşe ve baba Turan Arılık da metanetini korumaya çalışırken şehidin cenazesi bir süre top arabasında taşındı. Bu sırada birçok vatandaş gözyaşlarına boğulurken, bir askerin de gözyaşları yanağından süzüldü. Kalabalık sebebiyle şehidin naaşını taşıyan top arabası yavaş yavaş ilerleyebildi. Atatürk Caddesi'nde bir süre taşınan şehidin cenazesi daha sonra cenaze aracına nakledildi.

Şehit Halil İbrahim Arılık daha sonra toprağa verilmek üzere Beyağaç İlçesine bağlı Kapuz köyüne götürüldü.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!